KİM DAHA AHLAKLI?

Giriş
Hakikat arayışında bu sorunun aslında o kadar çok önemi yok. Müslümanlar kendi dinlerinin ahlakına uygun yaşamıyorlarsa bunun sorumluluğu dine yüklenemez. Din yine hakikatin ta kendisi kalabilir, müntesiplerinin davranış tarzından bağımsız olarak. Lakin insan ‘psikolojik’ bir varlık, böyle bir durumdan haliyle ‘etkilenmektedir’. Son zamanlarda da bu konu çok gündeme getirilip sanki ateistler daha ahlaklıymış gibi bir propaganda yürütüldüğünden bu mevzuya temas ediyoruz.
Tarihi perspektif en sahici perspektiftir!
Tarihsel perspektiften değerlendirildiğinde, tarihte gelmiş geçmiş bütün medeniyetler (adalet, ahlak, merhamet ve iyilik değerleri açısından) kıyaslandığında İslam medeniyetinin AÇIK ARA bütün diğer medeniyet ve inanç mensuplarına fark attığını görürüz. Bunun delili, Batılı araştırmacılarının bu konuda yazdıkları kitaplar ve çektikleri belgesellerdir. Fazilet odur ki, düşman dahi tasdik etsin.
Bu tartışma götürmez bir gerçektir. Yani Müslümanlar yeryüzünün en ahlaklı, en iyi insanları olarak adlarını tarihin altın sayfalarına yazdırmışlardır. Bunu göğüslerini gere gere ‘gururla’ ifade edebilirler. Bununla birlikte bu gerçeğin örtbas edilmesini sağlayan bugünün ‘içimizdeki beyinsizlerini’ de Allah ıslah eylesin.
Bugün istisnai bir hal
İstisnadır, çünkü son iki yüzyılda Müslümanlar İslam’dan ve İslami düzenden uzaklaşıp koptuklarından, laikliğin ve Batı değer yargılarının egemenliği altına girdiklerinden uzun bir zaman dinlerinden dolayı baskı ve zulüm gördüklerinden dolayı dinlerini doğru düzgün öğrenemediler, yaşayamadılar. İslami Düzen olmadığından piyasa işportacılara kaldı, onlar bu alanda bir dizi kötü örneklik oluşturup mevcut imajın oluşması için malzeme sundular.
Bugün için konuştuğumuzda ahlaki açıdan tarihteki seviyeyi tutturamadığımız da tartışma götürmez bir gerçektir. Lakin bu yine belli bir azınlık için geçerlidir. Bu konuda da dezenformasyon yapılmaktadır. Sanki bugünün bütün veya çoğu dindarı ahlaka uymuyormuş gibi bir izlenim yaratılmaktadır ki, bu bilinçli bir propadaganın mahsulü bir kuruntudan ibarettir. Bugün kötü halleri ile bile Müslümanlar diğer guruplara nazaran kantite olarak fark atarlar. Ancak kötü örneklerimiz sosyal medyada sürekli viral hale getirildiğinden sanki çoğunluk böyleymiş gibi bir izlenim oluşturulup ateist ve deistler çok dürüstlermiş gibi gösteriliyor. Oysa bunların arasında bir sebep sonuç ilişkisi olamaz.
Eğer gerçekten bir kıyaslama yapılacaksa kritik soru şu olur: Hangi ateist ve deist insanlar bu konuda temsili olarak alınabilir? Ateistlerin hangileri bu konudaki istatistiğe dahil edilmelidir? Mesela her Müslümanım diyen böyle bir değerlendirmeye alınamaz. Çünkü dinini yaşamayan sadece adı Müslüman olan milyonlarca insan var, namazı kılmayan orucunu tutmayan insanlar Müslümanlar adına böyle bir istatistikte sayılmamalıdır. Lakin ateist ve deistlerde böyle bir sınırlandırma yapayamacağız çünkü ortak bir dinleri/düzenleri yok, içine hepsini almamız gerekiyor. Ayrıca bu kesimin kötü örnekleri sosyal medyada viral hale getirilse ‘dindar’lar için oluşan imaj kat kat fazlasıyla bunlar hakkında da oluşurdu.
Dindar kim?
Dinine bağlı olana dindar denir. Yani dinine göre yaşayan kişiye dindar denir. Din ahlakı, dürüstlüğü, iyiliği, kul hakkını vs. emrettiğine göre bunlara uymayana dindar denemez.
Mesela namaz kılmayan bir kişiye dindar deniyor mu? Hayır!
O halde dürüst olmayana da dindar denilmemesi lazım.
Burada yanıltan husus o kişinin görünüşte namaz kılmasıdır. Oysa Kuran namazı ‘kötülüklerden alıkoyan’ bir ibadet olarak tarif eder. O halde bu kişi Kuran’ın kalite kriterine uygun olarak namaz kılmadığı için çelişki doğmaktadır.
İyilik-kötülük kimin kavramları?
Bu kavramların ateist ve deistlere ait olmadığı çok açık. Lafı eğip bükmeye gerek yok. Bizim kavramlarla bizi vurmaya kalkıyorlar, buna da müsade etmemek lazım.
İyilik-kötülük, insan onuru vb. kavramlar tabiatüstü bir dini referansa dayandırmadan bir anlam ifade etmezler. Ateist veya deist düşüncenin iyilik veya kötülükten bahsetmesi bir tutarsızlıktır. Us da iyi ve kötüyü belirleyemez. Neye göre iyi-kötü diyeceksiniz. Ateist ve deist felsefenin tutarlı olması için sosyal darvinist olması gerekir. Bir başka deyişle ateistlerin ve deistlerin iyilikten bahsetmeye hakları yok. İnanmadıkları dinden aldıkları kavramları lütfen değerlendirme yaparken  kullanmasınlarGerçek manada tutarlı olsunlar. Fayda ve zarar kavramlarını kullanabilirler. ‘Şunu yaparsanız şu canlıya zarar vermiş olursunuz. Toplumun bir arada yaşayabilmesi için birbirimize zarar vermeden yaşamak faydalıdır’ tarzında cümleler
kurabilirler. Ama örneğin kölelik ‘kötü’ bir şeydir demesinler. İnsan onurundan bahsetmesinler. İnsan tabiatın kör bir tesadüf eseri olduğuna göre onun onuru olabilir mi? Ne onurundan, ne insan hakkından bahsedilebilir, hakikat bağlamında. Ama toplumsal sözleşme bağlamında belki bunlar olabilir. Daha üst bir fayda için (toplumun birarada en az sorunlu olacak şekilde yaşayabilmesi için) ‘kendi aramızda anlaşalım, insan hakları vs. belirleyelim ve bunlara uymaya söz verelim’ denilebilir. Böyle bir sözleşme de gerçek manada yine ‘bağlayıcı’ olmaz. Çünkü hakikat değil. Bir bağlayıcılığı yok.
Ahlaklı ateist ve deistler
Eğer bazı ateistler veya deistler iyi ahlaka sahipseler bunu ateizme veya deizme borçlu değiller(aile, çevre, iradi tercih vb. borçlular). Ateizme, deizme göre yukarıda belirttiğimiz gibi ‘iyi’ kavramını temellendiremezsiniz. Bu kavramlar metafizik kategorilerdir. Başka bir ifadeyle ateizm/deizm insana iyi ol demez, iyi olma da demez. Hiçbir şey demez. Çünkü iyilik onun konseptinde yer almaz. Lakin bir ateist buna rağmen bir Müslümandan daha dürüst ve daha adil olabilir. İyi davranışlar/kötü davranışlar bir tercih meselesidir. Tercih sahiplerinin değişik motivasyonları olabilir, bir ateist kendisini o değere(dürüstlük) inandırmıştır ve o değere uygun yaşayabilir. Ateist ve deistler büsbütün kötü insanlardır denemez.

Ateist ve deist olarak faydalı ve zararlı kavramlarını temellendirebilirsiniz, ama iyi-kötü/ahlak/ahlaksızlık kavramlarını değil. İşin ironik tarafı da burası zaten. Dine ait kavramlarla dini, dindarları vurmaya çalışmak. Eğer dünyada iyilik varsa bu dinler sayesindedir. Düşünsenize dinlerin hiç olmadığını iyilik nereden ve neden gelecekti? İnsanın tabiatını(egoizmini) gözönüne getirerek bu soru üzerinde düşünün.

Bazı sözde dindarların ahlaklı olmaması dinin aleyhinde kullanılamaz. Sui misal emsal olmaz. Kötü örneklerin yanında birçok güzel örnek de var. Kötü olanlar da Batı’daki materyalist, sekülerlerin hayatlarına imrenerek kötü oluyorlar, onların (materyalist) ahlakını örnek alıyorlar. Yani sebep yine materyalist hayat tarzıdır. Bu sözde dindarlar Allah’tan gerektiği gibi korksalar bu çelişkiler olur muydu?

Paylaş