Dağlar Depremi Önler mi?
Nahl Suresi 15: Sizi sarsıntıya uğratır diye yerde ağırlıklar bıraktı, ırmaklar ve yollar da (kıldı). Umulur ki doğru yolu bulursunuz.
Bazı meallerdeki çevirilerden yol çıkarak Kuran’da dağların depremi önlediğinin iddia edildiği ve bunun bilimsel olarak doğru olmadığı eleştirisi getiriliyor. Oysa Kuran’da “dağların depremleri önlediği” şeklinde doğrudan bir ifade yoktur. Zira ayetlerde geçen kelime dağ manasındaki ‘cibal’ kelimesi değil, ‘rivasi’ kelimesi geçiyor, ağırlık manasında. ‘Sarsıntı’ kelimesi de bizim bildiğimiz ‘deprem’ kelimesiyle geçmiyor. Yani ‘zelzele’ kelimesi geçmiyor. Kullanılan kelime ‘temidu’ kelimesi. Genel anlamda ‘sarsıntı’ manasında. Yerkürenin tamamen sarsılması hadisesinden bahsediyor.
Kullanılmayan kelimeler yüzünden eleştiri getirmek doğru değil, sırf tercümelerde böyle çevrildi diye. Çeviriler yanlış ve yetersiz olabilirler. Çünkü çeviren kişi beşerdir, şaşabilir.
Ayette kastedilen ‘izostasi’ olabilir. Dağlarla oluşan yer çekimsel kuvvetle yer kabuğunun dengelenmesi. Yerin altındaki magma tabakasını bir deniz gibi düşündüğümüzde üst taraftaki o levha tabakalarını da sandal gibi düşündüğümüzde, buradaki dağlar da o yeryüzünde bir demir gibi, birer kazık gibi bir dengeleyici unsur olmuş oluyor.
Bir başka açıklama: Yeryüzü plakalardan oluşur. Bu plakalar daha alt katmanların ısı ve basınç şartlarında meydana gelen değişimler sebebiyle hareket ederler. Plakaların hareketi yani tektonizma denen doğa olayı sonucu olarak depremler görülür. Birbiriyle çarpışan veya birbirini sıkıştıran plakalar uzun yıllarda oluşan itme veya çekme enerjisini bazı elverişli noktalarından büzüşerek azaltırlar. Dağlar böylece oluşur. Eğer dağlar oluşmasaydı yani o büzüşmeyle enerjinin büyük kısmı alınamasaydı o plakalar birbirini sıkıştırır sıkıştırır ve bir noktadan sonra patlayarak üzerinde ne varsa uzayın boşluğuna doğru fırlatırdı. Yani dağlar yer kabuğunun süspansiyonlarıdır bir nevi. Düz ovalarda deprem olmuyorsa bunun sebebi o dağlardır. Evet doğru söylüyorlar ilk kısım doğru depremin olduğu yerde dağ çoktur, ama dağların depremi engellediği gerçeğini değiştirmiyor bu. Yani dağ sebep değil sonuçtur, ve daha şiddetli depremleri önleyicidir.
Yani dümdüz birkaç plakadan oluşan bir dünyada depremden durulmazdı. Bu durum şuna benzetibilir: Hafif dalgalı bir suda bir tane yaprağın nasıl dalgalandığını düşünün birde birçok yaprağın bir kısmı ile üst üste gelmiş şekilde suda nasıl dalgalandığını düşünün tek yaprak her zaman daha çok sallanacaktır. Dağlar depremi azaltır.
İlgili bir video için tıklayınız!
Alıntı:
Kuran boyunca dağlardan hem tekil “cebel” kelimesiyle hem de bundan çok daha fazla bu kelimenin çoğul formu “cibal” kelimesiyle toplam 39 defa bahsedilmektedir. Bunun yanında Hz. Musa’ya vahyin geldiği dağdan “tur” ismiyle 10 kez, ayrıca gemilerin dağlara benzetilmesinden “alam” kelimesiyle 2 kez ve yarılan denizdeki bölümlerin dağlara benzetilmesinden “tavd” kelimesiyle 1 kez bahsedilmektedir. Eğer “ravasi” kelimesiyle sadece “dağlar” kastedilseydi, bu kadar sık kullanılan “cebel/cibal” kelimesinin en az bir kullanımda “en-temide” ifadesiyle beraber geçmesi beklenmez mi? Ünlü Arapça sözlükler, İbn Manzur’un Lisanul Arab ve İbn Faris’in Mekayisil Luga’sına baktığımızda “ravasi” kelimesinin temel anlamının “sabitlik” olduğunu, bu kelimenin türediği “rasa” fiilinin “sabit olmak” anlamını taşıdığını görüyoruz. Farz edelim ki bu kelime sadece “dağları” kastetmek için kullanılmış olsun; o zaman da, madem Kuran’da dağlar için “sabitleyici” anlamında bir sıfat kullanılmış, tercüme yaparken Kuran’ın ifadesini “sabitleyici” veya bu anlama yakın bir kelimeyle aktarıp ne anlaşılması gerektiğini okuyucuya bırakmak yerinde olacaktır.
“En-temide” ile beraber geçen yukarıda aktarılan üç ayet dışında bu kelime şu 5 yerde daha geçmektedir: 13-Rad Suresi 3, 15-Hicr Suresi 9, 27-Neml Suresi 61, 41-Fussilet Suresi 10, 77-Mürselat Suresi 27. Ayrıca bir kere Hz. Süleyman’a yapılan “sabit” kazanları ifade etmek için bu kelime “rasiyat” formunda geçmektedir. Bu kullanımlarda birkaç hususa dikkat çekmek istiyorum. 41-Fussilet 10. ayette, dünyanın “üzerinde” (fevkiha) “sabitleyicilerden” (ravasi) bahsedilmektedir. 77-Mürselat Suresi 27. ayette, “sabitleyiciler” (ravasi) “haşmetli (şamihatin) sıfatıyla tanımlanmaktadır. Aynı zamanda 79-Naziat Suresi 32. ayeti “Dağları (cibal) sabitledi (ersaha)” şeklindedir. Burada “sabitledi” şeklinde çevirdiğimiz fiil “ravasi” kelimesiyle aynı köke sahip fiildir. Bunlar “sabitleyiciler” (ravasi) ifadesiyle “dağları” anlamanın makul olduğunu göstermektedir. Fakat buna rağmen, çevirilerde “ravasi”nin sözlük anlamı olan “sabitleyiciler” olarak çevrilmesi, böylece Kuran’daki “dağlar” (cibal) ifadesiyle ayırt edilmesi Kuran’ın anlamına sadık bir çeviri olacaktır. Benim kanaatim; “ravasi” (sabitleyiciler) ifadesi, dağları da kapsamaktadır fakat bunun yanında dünyayı yaşanır kılan diğer denge unsurlarını da kapsamaktadır. Bu yüzden ayetlerde “cebel/cibal” ifadesi kullanılmamış, böylelikle yeryüzünde “sabitleyicilik” sıfatını yerine getiren ve “dengelerin” sağlanmasında etkisi olan tüm unsurlara işaret edilmiştir.
Kuran’da “depremlerden” ise birçok ayette “recefe” ve “zelzele” ifadeleriyle bahsedilmektedir. Bunun yanında depreme yakın manada olduğu düşünülebilecek “yere batma” ise birçok ayette “khasefa” fiiliyle ifade edilmektedir. “Temide” kelimesi sadece yukarıda aktardığımız üç ayette geçmektedir fakat bunlar dışında hiçbir ayette “temide” fiili “deprem” için kullanılmamaktadır. Eğer “ravasi” ile beraber “depremden” bahsedilmek istenseydi Kuran’da deprem için sıklıkla geçen kelimelerden birinin, en azından üç ayetten birinde kullanılmasını beklemek gerekmez mi? Üstelik 14-İbrahim Suresi 46. ayette “Dağları (cibal) sallayacak/yerinden oynatacak hile” söz konusu edinirken “dağların sallanması, yerinden oynaması” için geçen fiil “tezulu”dur, yine “temide” değildir. Arapça sözlükler, İbn Manzur’un Lisanul Arab ve İbn Faris’in Mekayisil Luga’sına “temide” ifadesi için baktığımızda temel anlamının “sabitliğin bozulması, yoldan çıkmak” olduğunu görüyoruz. Bu kelimenin gemilerdeki dengesiz durumlar için geçtiği de belirtilmiştir. Bu kelimenin “ravasi” ifadesinin “sabitlik” anlamına zıt anlamda olduğu söylenebilir. Bu yüzden “en-temide” ifadesini “dengenin bozulmasıyla ilgili olarak” diye çevirdim. Kısacası “en-temide” ifadesini “deprem” olarak almayı mecbur kılan bir durum yoktur. Yeryüzünde “denge” denilince veya “sabitliğin bozulması” denilince akla gelecek tek olgu “depremler” değildir…
Oysa yeryüzündeki sabitleyici unsurlar dengeyi sağlamakta önemli fonksiyonlar görmekte iseler de, bu denge mutlak değildir, zaman zaman denge kısmen de olsa bozulup felaketler olabilmektedir. Fakat bu durum, altımızdan akan çok sıcak magma ve hareket eden kıtalar gibi yaşamayı imkansız kılması mümkün unsurlara karşı sabitleyici unsurların hayatı mümkün kıldığını görmezden gelmemize sebep olmamalıdır. Üzerinde olduğumuz yeryüzü kabuğunun (litosferin) tüm dünyaya oranının, bir elmanın kabuğunun tüm elmaya oranından ince olduğunu hatırlayalım. Kısacası sabitleyici unsurlar “dengenin bozulmasıyla ilgili” önemli fonksiyonlar görmektedirler ama bu durum, dengenin hiçbir şekilde bozulmayacağını garanti etmemektedir. Söz konusu üç ayette olumsuzluk takısının geçmemesi, sabitleyicilerin önemli fonksiyonlarına rağmen “dengenin bozulmamasının” mutlak şekilde garanti edilmediği için olabilir. (Kaynak: Caner Taslaman, daha geniş okumak için tıklayınız!)